“Zamansız esti yeller
Aldı götürdü eller”
Çayparktayım;
Feleğin sillesini yemiş biri
Ayakkabılarımı boyuyor,
Bir dut ağacı üzerimde
Uzaktan deniz kokusu geliyor,
Yakınımda kundura boyasının taze kokusu
Dolduruyor ciğerlerimi.
İleride yazlık bir sinema var besbelli
Kulaklarımdan hiç gitmiyor sesi
Balıkçılar yakmışlar fenerlerini
Lüfer çok olurmuş ılık yaz geceleri.
Bir martı yolunu kaybetmiş olacak
Gelip masamın üzerine kondu,
Önce şaşkın şaşkın bakıştık,
Sonunda iyi anlaştık
Dertleştik ha babam, dertleştik.
Bir kanadı kırıkmış,
Dedim benim de kırık.
Dedi; birini sevdim geçen yıl sonbaharda.
Dedim; bende de var o dert, hem de bir karasevda!
Hayret etti boyacı, usulca gülümsedi
Bir hayvanla nasıl anlaşıyorsun dedi
Boyacıya dönerek dedim, farkımız ne ki?
Başını sallayarak işine devam etti.
Öylesine kaynaştık, öylesine samimi
Velhasıl, ben, boyacı ve martı
Başladık sonu gelmez tatlı bir muhabbete
Bir şarkıdır tutturduk ki alabildiğine
“Kaderimiz böyleymiş, ne söylesek boş” diye.
YIKINTI
Şiir Kitabı
Hazan Yayınları
Polatlı 1970